Klinik olarak belirgin servikal metastazla birlikte olan parotis bezi kanserlerinin tedavisinde terapö- tik boyun diseksiyonu açıkça endikedir. NO boyuna sahip parotis bezi kanserlerinde elektif boyun diseksiyonunun rolü ise daha belirsizdir. Parotis bezi kanserleri çok nadiren (%10-15) servikal metastazla ortaya çıkar. Ek olarak, primer kanser kontrol edildiği takdirde boyun metastazı nadiren gerçekleşir. Bunun ötesinde, elektif boyun diseksiyonundan en fazla fayda görecek olana hastalarda zaten primer tümör bölgesine yönelik postoperatif radyoterapi endikasyonu mevcuttur. Tükrük bezi kanserlerinin okült metastazları radyoterapi ile kontrol edilebilir. Postoperatif radyoterapi alanı boyuna uzatılarak boyun diseksiyonundan kaçınılabilir.
Ancak bazı vakalarda elektif boyun diseksiyonu primer tümör rezeksiyonu sırasında daha iyi bir görüş alanı sağlamak açısından yararlı olabilir. Buna bir örnek olarak parafaringeal aralığa uzanım gösteren bir parotis derin lob tümörünü gösterebiliriz. Boyun diseksiyonu, parafaringeal aralığa boyundan ulaşımı sağlayarak tümör rezeksiyonunu kolaylaştıracaktır.
Tiroid nodülünde ilk değerlendirme, hangi hastanın cerrahiden ve hangisinin cerrahi öncesi veya sonrasında medikal tedaviden yararlanacağının belirlenmesine yönelik olmalıdır. Teşhise yönelik atılacak ilk adımlardan birisi serum tiroid stimülan hormon (TSH) seviyesini belirlemek olmalıdır. Klinik şüphe varsa tiroksin (T4) ve triiodotironin (T3) seviyelerine de bakılabilir. Hastanın hipertiroid olduğu belirlen- mişse, hiperfonksiyone bir nodülü soğuk bir nodülden ayırmak için sintigrafi endikedir. Hiperfonksiyone bir nodülün tespiti, ileri tetkiki gereksiz kılar çünki malignité riski oldukça düşüktür.
Tiroid nodülü olan birçok hastada serum TSH seviyeleri normaldir. Bu hastalarda nodüle yönelik İİAB endikasyonu vardır. Birçok İİAB girişiminde yeterli materyal elde etmek mümkün olmaktadır. Tiroid nodüllerinde nondiagnostik İİAB oranı % 15'tir. Bu oran, çoklu aspirasyonla daha da düşürülebilmektedir. İİAB ile tanımlanabilen maligniteye sahip tüm hastalar tiroid malignitesine yönelik cerrahi rezeksiyon açısından aday olarak görülmelidirler. Ancak sadece % 5 hastada lezyon malign veya malignité şüphesi taşır niteliktedir. Büyük çoğunluk (en az % 60) da İİAB'de saptanan lezyon benign karakterdedir. So- liter benign tiroid nodülleri başlangıçta tiroid supresyonu ile tedavi edilir.
Kalan hastaların İİAB'de değişen derecelerde atipi gösteren foliküler epitel gözlenir. Elli yaş üzerindeki hastalarda malignité riski göreceli olarak yüksek olduğundan, bu hastalar tipik olarak cerrahi rezeksiyon adayıdır. Asemptomatik, daha genç hastalar sıklıkla güvenli olarak tiroid supresyonu ile tedavi edilebilirler. Nodül gerilemezse cerrahi rezeksiyon önerilir.
![]()